2 Şubat 2014 Pazar

Türküler ve Şansonlar

İstanbul Radyoevi

İlk yayın yıllarını Büyük Postane’de ve bir hoparlör ile sokağa yayın yaparak geçiren İstanbul Radyosu bu muhteşem binaya 1949 yılında taşınmıştır. 


Açılan bir yarışma sonucu kazanan bu projenin mimarlarının Doğan Erginbaş, Ömer Güney ve İsmail Utkular olduğunu bu linkten öğreniyoruz. Rantsal olarak çok değerli olan bu bina aslında İstanbullular için duygusal olarak çok daha değerli.



Muazzam bir yayın ve kayıt koleksiyonunu da bünyesinde barındıran bu bina ziyarete açık olmasa da  bina içerisinde bulunan ve TRT sanatçılarının, yayınlarının CD kayıtlarını ve diğer çeşitli hatıra objelerini alabileceğiniz küçük dükkanı atlamayın isteriz. 






Ayrıca bina içerisinde bulunan Mes’ud Cemil Stüdyosu’nda gerçekleşen konser yayınlarına konuk olarak katılabilirsiniz. Bu konserleri facebook sayfalarından; buradan; takip edebilir veya 0212 232 12 00 numaralı santralden bağlantıya geçebilirsiniz.













Sizleri geçmişten Şerif İçli’nin parçaları ve Tarık Gürcan’ın sunduğu bir TRT Radyo programı ile baş başa bırakıyoruz. “Tanıdınız mı?” programının konuğu 1950 yılında İstanbul Radyosu’nun açtığı yarışmanın birincisi Zeki Müren. Radyo günlerini çok özledik bu hafta.




Sağlıcakla kalın,
Bir İstanbul Yolcusu

29 Ocak 2014 Çarşamba

Tren Gelir Hoş Gelir

1890 yılında hizmete açılan Sirkeci Garı’nın mimarı daha önce de blogumuzda bahsi geçmiş olan Deutche Orient Bank’ın da mimarı olan August Jachmund. Jachmund, Garın mimarisinde Doğu ile Batı’nın kesişme noktası olduğu gözeterek bir sentez proje yapmış.


İlk yapıldığı dönemde deniz kenarında olan yapı sonraki dönemlerde yapılan dolgular ile içerilerde kalmış. Şu anda sabahları ön bölümünde (yukarıda ki resimde gördüğünüz kullanılmayan ana kapısının önünde) yakalarında gidecekleri şehirlerin isimleri ile Anadolu’ya mal götüren kamyoncular ve mal göndermek isteyenlerin buluşmasına; kalabalığına tanık olabilirsiniz.



Garın yapımı sırasında Topkapı Sarayı’nın bahçesinden geçen ve Sirkeci’ye ulaşan bölüm Sultan Abdülaziz’in özel izni ile yapılmıştır; bu sırada yol üzerindeki Bizans ve Osmanlı köşk ve sarayları ne yazık ki yıkılmıştır.



Gar Binası içinde sizleri karşılayacak Demiryolu Müzesi’ni de gelmişken mutlaka gezin. Müzede tarihi evraklar, demiryolu maketleri, fotoğraflar, çeşitli teçhizatlar gibi objelerin yanı sıra bir trenin makinist bölümünü de inceleyebilirsiniz.

Bu sırada yine Gar içerisinde bulunan; eski ismi ile Gar Lokantası; şimdinin Orient Express Restaurant'ı 1950’li yıllarda birçok ünlü simanın buluşma noktası olmuştur. Bu mekânda biz yemedik ama burada keyifli, nostaljik bir mola da verebilirsiniz.



Sizleri Garın içinde bulunan müzedeki bu tren menüsü resminden yola çıkarak Barış Manço ve Kurtalan Ekspres’in Dönence parçası ile uğurluyoruz bu hafta.
http://www.youtube.com/watch?v=ZjdZCInV3r4



Sağlıcakla kalın,
Bir İstanbul Yolcusu

19 Ocak 2014 Pazar

Işık Şenliklerinden Havai Fişeklere

Çırağan Sarayı

17. yüzyılda Kazancıoğlu Bahçeleri olarak bilinen bu alanda ilk saray Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından eşi Fatma Sultan için inşa edilmiş. Lale Devri’nde bahçede gezinen kaplumbağaların ve denize bırakılan midyelerin üzerine mum konularak yapılan ışık seyri eğlencesinden dolayı bu alan Farsça ışık anlamına gelen çırağan ismi ile anılmaya başlanmış.




Daha sonra II.Mahmut tarafından yenisi yapılan saray bu sefer de batı mimarisi ile yapılmak üzere Abdülmecit tarafından yıktırılmış ancak ölümü üzerine sarayın inşaatı Abdülaziz tarafından doğu tarzı ile tamamlanmış. Sarayın mimarları ünlü Balyan ailesindenmiş.


1909’da Parlamento Binası olarak kullanılan bina 1910’da II.Abdülhamit’in özel koleksiyonu ve V. Murat’ın kütüphanesinin yanı sıra bir çok değerli antikanın da yok olduğu bir yangın geçirmiş. Bu yangından günümüze orijinal olarak kalmış olan tek yer mermer hamam bölümüdür.

Daha sonra İstanbul’un işgal yıllarında bir Fransız kıtası tarafından “Bizo Kışlası” ismi ile kullanılmış, bu sırada altında bulunan tekke mezarları altın arayışları sebebi ile kazılmış.



1946’da çıkarılan bir kanun ile belediyeye bırakılan saray, 1968’de ne yazı ki bahçesindeki ulu ağaçlar kesilerek Beşiktaş Stadı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

1992’de de şu anki otel kullanımı ile açılmıştır. Toplam 76360 m2 üzerine kurulu olan alandan Yıldız Sarayı’na bir köprü ile geçiş imkanı vardır. Ve biz İstanbul Yolcuları; yoğun olarak bu köprünün altından geçiyoruz. Bu köprünün altından daha çok uzun zaman insanların geçmesini dileriz.



Saray ile ilgili daha fazla bilgi için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Sağlıcakla kalın,
Bir İstanbul Yolcusu

18 Ocak 2014 Cumartesi

Şehrin İlk Gökdeleni

Deutche Orient Bank

Germania Han olarak da bilinen bu nefis yapıya dikkat etiniz mi? 

Sirkeci Garı’nın da mimarı olan August Jachmund tarafından tasarlanan bu bina 1900-1910 yılları arasında tamamlanmıştır.




Şehrin ilk gökdelenleri arasında sayılabilecek yüksek bir kulesi vardır. Ve bu kule meydana bakacak şekilde yerleştirilmiş olup arkaya doğru üçgen yerleşime sahip olan binanın en gösterişli kısmıdır. Döneminde giriş katı banka hizmeti verirken üst katları ticari firmalar için han odalarına ayrılmıştı.

Yakın tarihimizde Yapı Kredi Bankası’nın aldığı bina 1997 yılında bir restorasyon geçirir. Restorasyon detaylarını buradan inceleyebilirsiniz. Şu anda mülkiyeti halen bankada mı bilmiyoruz ama otel olacağı söyleniyor. Neresi olmuyor ki J İçeriye göz atma fırsatımız oldu ancak ne yazık ki fotoğraflama iznimiz olmadığı için size dışarısından resimler sunabiliyoruz. İçini; otel olursa bir daha gezmeye gideriz artık.






Bu binayı görmeye gittiğinizde karşı çaprazında yer alan; öğretmeni August Jachmund’dan da etkilenerek Mimar Kemalettin’in yaptığı 1. Vakıf Han’a da bir göz atın isteriz.

Sağlıcakla kalın,
Bir İstanbul Yolcusu

8 Ocak 2014 Çarşamba

Kurtuluş Planları

Atatürk Müzesi - Şişli

Bu hafta siz de ajandanızdan takip etmişsinizdir Atatürk Müzesi’ndeyiz.


1. Dünya Savaşı’nın bitimi ile 1918’de İstanbul’a gelen Atatürk, Şişli’de bulunan Madam Osep Kasapyan’a ait bu eve kiracı olarak yerleşir. Samsun’a gideceği 16 Mayıs 1919 tarihine kadar annesi, kız kardeşi ve yaveri ile bu evde ikamet eder. Evin en önemli özelliği İstanbul’un işgal altında olduğu bir dönemde kurtuluşla ilgili gizli toplantılar yaptığı ev olmasıdır. 

Ev daha sonra Erzurum Milletvekili Tahsin Uzer tarafından alınır. 1927 yılında Belediye satın alır ve 1942’de ziyarete açılır. 1962’de geçirdiği yangından sonra aslına uygun restore edilerek 1981’de yeniden ziyarete açılır.


Sarı tonlarının hakim olduğu iç mekanda Atatürk’e ait objeler, kıyafetler, pullar, fotoğraflar ve çok güzel tabloların yanı sıra kendisine hediye edilen objeler de bulunmakta.














Açıkçası müze biz gezdiğimizde yeniden tadilat günlerini bekleyen unutulmuş umursanmayan bir yalnızlıktaydı. Üzülmedik desek yalan olur. Müze 1 Ocak'ta girmiş olduğu tadilatın ardından 31 Aralık 2014'te yeniden ziyarete açılacak.



Umarız ihtişamlı bir şekilde merak uyandıran bir müze olur. Bu müze ile ilgili daha detaylı bilgiyi bu linkten edinebilirsiniz.


Sağlıcakla kalın,
Bir İstanbul Yolcusu

31 Aralık 2013 Salı

Geçmişten Gelen

Büyük Postane - Sirkeci

Ne kadar da çok dolaşıyoruz aslında etrafında ve belki de içinde. Ama hiç gerçekten inceledik mi Büyük Postane’yi?


Giriş kapısı üzerinde “Posta Telgraf Nezareti” yazısı ile karşılayan bu heybetli yapı 4 katlı ve 3200 m2.

İlk posta teşkilatı Postahane-i Amire II. Mahmut döneminde kuruldu. İlk postane 1840’ta Yeni Cami avlusundaydı.  İnsanlar gidip posta var mı diye sorarlardı.

Pul olmadığı için posta ücreti postayı getirene ödenirdi.



Gelelim Büyük Postane’ye. 1903 yılında ünlü mimar Vedat Tek tarafından başlanan inşaatına 1909 yılında mimar Muzaffer tarafından bitirilen bu yapının cephe tuğlalarının bile özel olarak Mimar Vedat Tek tarafından tasarlandığı düşünülüyor.


1927 – 1936 arasında adliye olarak kullanılan bina 1930’larda müşterek olarak Radyo Evi olarak da hizmet veriyor.1958’den sonra tamamen posta ve telgraf hizmeti vermeye başlayan binanın yan bölümünde PTT İstanbul Müzesi’ni ziyaret edebilir ve posta ile ilgili birçok objeyi inceleme fırsatı yakalayabilirsiniz.






Döneminde çok gözde olan bu postaneden posta kutusu almak çok zormuş. Şimdi de sıranın gelmesi J





İçeri girip yukarı baktığınızda göreceğiniz renkli camlar günışığından en fazla şekilde yaralanabilmek için.







Ve dikkatinizi bir de artık ne yazık ki genelde sıra beklerken yaslanılan yazı masasına çekmek isterim. Orijinal bir postane objesini amacına uygun kullanarak hazır gelmişken sevdiklerinize bir kart, bir mektup gönderin.

Faturalardan başka bir şey çıkmayan posta kutularından sevgi dolu satırlarla karşılaşsın sevdikleriniz. Ne de olsa satırda olmayan, hatırda olmaz.

Sağlıcakla kalın,
Bir İstanbul Yolcusu

10 Aralık 2013 Salı

Gözümüzün Önü, Burnumuzun Dibi

O kadar hızlı yaşıyoruz ki durmaya, nefes almaya, etrafımıza bakmaya ihtiyacımız var. Bu bizim kendi hızımız değil aslında hayatın hızına yetişmek zorundayız ne yazık ki.

Ama yine de kendimize küçük fırsatlar yaratmalı, bu hızlı hayatta küçük kaçamaklar yapabilmeliyiz. Sadece mal mülk değil, insan, sevgi, anı biriktirmeliyiz.




Çok zor değil aslında. Bildiğimiz, hepimizin buluşma noktası Taksim'de ara ara açılan sergiler ile Maksem'i gezmek tam da böyle bir kaçamak.
























Yarım saatte gezilebilecek büyüklükte içerisi. Bu sergi alanına çevrilmiş olan yapı aslında bir su deposu ve 1731'den. Taksim ismini de çevreye bu bölgeden su taksimi yapılmasından aldığını bir kere de burada belirtelim.



İçinde dönem dönem Büyükşehir Belediyesi'nin sergileri gerçekleşiyor. Biz Anna Tzarev'in Bahar Şarkısı ve Milijada Barada'nın Bırakın Ruh Sırrı Yönetsin Sergilerine denk gelebildik. Sergileri buradan takip edip yakalayabilirsiniz.





İçeri girerken sağdaki varile benzeyen ve aslında suları tüm Beyoğlu, Pera ve Kasımpaşa'ya kadar dağıtan büyük boru bize geçmişten kalan küçük bir hoşluk.






Yine hazır Beyoğlu'ndayken Tarihi Beyoğlu Postanesi'ni gezme fırsatınız da var. Tam Galatasaray Lisesi'nin karşısında olan bu binayı bu günlerde (tarihi biraz uzatıldığı için) Galatasaray Spor Klübü tarihi ile ilgili bir sergi eşliğinde gezebilirsiniz.







1875 yılında Theodore Sıvacıyan tarafından konut olarak yaptırılmış olan bu muhteşem yapı 1907 yılında Posta Telgraf Nazırı Hüseyin Hasip Paşa tarafından alınarak zemin katı Beyoğlu Posta Telgraf İdaresi olarak açılmıştır.











Galatasaray Üniversitesi girişimi ile müze haline getirilmiş bu bina halen Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi olarak ziyarete açıktır.







Bir de muhteşem kuş yuvamıza gelecek olursak; Rumeli Hisarı'nda geçirilecek bir kaç saatin başlangıcına ya da devamına eklenebilecek bu muhteşem müzeyi; Tevfik Fikret'in evi Aşiyan Müzesi'ni mutlaka ziyaret edin. Şiir ve kitaplarının yanı sıra kendi tasarladığı evi ve çizdiği resimleri görünce sanatçılığının yanı sıra dahiliğine de şahit olacaksınız.


Ne yazık ki müzenin içerisinde fotoğraf çekmek yasak olduğu için sizlere içeriden resim gösteremiyoruz ama bir bakıma da iyi oluyor çünkü kendiniz gezin isteriz. Şu muhteşem manzaraya karşı evin girişi ve Sokrates'ın penceresi (açıklama yok gidip görün, büyülenin)...














Müzeyi gezerken tercihinize göre uzun ya da kısa anlatımlı sesli rehber de tercih edebilirsiniz. Müze içinde kişisel eşyaların yanı sıra Şair Nigar, Abdülhak Hamit Tarhan gibi diğer ünlü edebiyatçılarımıza da ait eşya ve bilgileri bulabilirsiniz. 2011 yılında renove edilerek yeniden açılan bu müze gerçekten çok güzel ve çok etkileyici.

09.00'da açılan müzeyi olabildiğince erken saatte gezin deriz çünkü sonra okullar öğrencileri ile gelmeye başlıyor; pırıl pırıl gençler ve çocuklar bir harika ama biraz heyecanlı ve bağlantılı olarak gürültülü olabiliyorlar. Müze Pazartesi ve Perşembe günleri kapalı.

Gezerken de dinleyeceksiniz; Aşiyan'ın bahçesinde yatan Tevfik Fikret yıllar öncesinden satırlara dökmüş;

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Unutmadan tüm bu mekanları ücretsiz olarak gezebilirsiniz.

Yeni yıla doğru hızla ilerlediğimiz bu günlerde yılbaşı alışverişlerinizde sevdiklerinize ve kendinize bir İstanbul Ajandası ya da farklı bir ajanda/defter çeşidi edinmeyi ihmal etmeyin. Birlikte gezelim ama aldığımız notlarla hepimiz farklı anılar oluşturalım. Ajandanızı buraya tıklayarak edinebilirsiniz.

Sağlıcakla kalın,
Bir İstanbul Yolcusu